9 Ekim 2019 Çarşamba



yüreğim sızladığı zaman
gece yarılarından sonra, şafaktan önce
bilmediğim bir istasyondan bilmediğim bir müzik geliyor kulağıma:
uzak
vahşi
karanlık...

gece denizleri gibi bir müzik,
batık gemilerle gece denizleri gibi bir müzik,
çağırıyor, çağırıyor beni durmadan
ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim.

yüreğim sızladığı zaman
duvarları banka afişli çok eski bir şehrin cumhuriyet caddesinde iki tüfek bir kelepçe,
tüfekler garip garip
kelepçe garip...
öyle beter
öyle çamur
bir yaprak döne yuvarlana,
bir akarsu bata çıka...
koşuyor koşuyor bir kadın kelepçenin ardından
ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim.

yüreğim sızladığı zaman
bir kara tank çıkıyor bir ağıttan, bir filmden, bir savaş romanından çıkıp yürüyor sevgilerin, özlemlerin üzerinden.
aşkların, oyuncakların, küçük emeklerin, büyük kaygıların üzerinden geçip gidiyor.
su gibi ilerliyor yangın
işliyor kıtlık karanlığı
ölüler birden bire şarkılaşıp
virüsler bakteriler
bütün dilleri birden konuşuyor her şey.
çırpınıyor yerde bir damla kan
ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim
.
yüreğim sızladığı zaman
kör bir çeşme başında kör bir kadın geliyor gözlerimin önüne
bütün iplikleri bütün iğnelere takıyor da
ne iplikler bitiyor, ne de iğneler.
götürülmüş oğluna mı
kaçırılmış kızına mı
geçen günlerine mi
unutmuş neye ağladığını
ağlıyor, aranıyor
aranıyor,
bıkmadan
bilmeden
usanmadan.
ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim
.
yüreğim sızladığı zaman
ciğerlerime çekerken kötülüğü,
ellerimle dokunurken kötülüğe,
ayaklarıma dolaşırken kötülük,
şu taşı şurdan alıp şuraya koymamanın pis bunaltısı geçiriyor tırnaklarını gırtlağıma.
kokuyor iş yerleri
kokuyor günaydınlar.
ne varsa verilmemiş,
alınmamış ne varsa;
edilmemiş söz,
patlamamış öfke,
uyutulmuş ne varsa
ne varsa kokuyor birden bire
ve kayıyor bir şey parmaklarımdan,
ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim.

yani ben dört mevsime bölerek bu yürek sızısını,
günlere,saatlere bölerek bu yürek sızısını,
sokağım, kentim, vatanım sanarak bu yürek sızısını,
bir yaprağı durmadan işliyorum bu ölümsüz ağaca.
günlere, saatlere bölerek bu yürek sızısını...

-hasan hüseyin korkmazgil-

6 yorum:

parıldayan çiçek dedi ki...

Güzel bir şiir. Savaşı bende çağrıştırdı.

Handan dedi ki...

Yürek sızılarımız hiç geçmiyor.

Mehmet Akın dedi ki...

çok güzel. yüreğinize sağlık...

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Evet canım . Savaş uzak olsun hatta hiç olmasın mümkünse 🙏🙋‍♀️

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Maalesef Handanım 💐💐

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Çok teşekkür ederim... 🙏🙏