26 Ağustos 2016 Cuma

KIYI !!!

Geçtiğimiz günlerde bir araya geldiğimiz arkadaşım S,  ben deliler gibi bulunduğumuz yerin fotoğraflarını çekerken, elimdeki dijital fotoğraf makinesine bakarak eski fotoğraf makinelerini özlediğini söyledi.





S’nin eskiye özlem dolu yaşadığını bildiğimden söylediklerine hiç şaşırmadım.

Nedenini anlattı sonra.

36 pozluk filmi makineye takmayı özlemiş.
Resimleri çekip, pozları bitirdikten sonra fotoğrafçıya götürüp tab ettirmeyi, sonra da “acaba güzel çıkmış mı?” diye merakla beklemeyi özlemiş.

Değişik geldi bana S’nin özlemi.

Yeniliğe her koşulda açık olan biri olarak eski fotoğraf makinelerine hiç de özlem duymadığımı söyledim ona.

Şimdi istediğim kadar fotoğraf çekip, bilgisayarda fotoğraf üzerinde dilediğim gibi oynayabiliyordum ve bu çok şahane bir durumdu benim için, mükemmel bir yenilikti.

Bunları S’ ye anlattığımda, benim bilgisayar bağımlısı olduğumu söyledi bana.

Onun bilgisayar başında geçirecek fazla zamanı yokmuş, hiç de böyle şeylerle uğraşamazmış, hem zaten o gezmeyi severmiş fotoğraf çekmeyi değil.

Baktım ki S kendini haklı çıkartmaya çalışıyor, seslenmedim ben de.

Üzerinden bir hafta geçti. S aradı beni.

Hafta sonu iş yerindeki arkadaşları ile, geziye gidiyorlarmış beni de davet etti.

Hafta sonu çalıştığım için geziye gidemeyeceğimi söyledim ona.

Geçen haftaki konuşmamızı unutmamış olmalı ki bana, - “ Farkında mısın? Sen hayatın kıyısında yaşıyorsun” dedi.

- “ Ne demek bu? “ diye sordum .

- “ İki tür yaşanır hayat dedi, ya hayatın içindesindir ya da kıyısında, sen kıyısında kalıp olan biteni izliyorsun, bak ben tam da içindeyim hayatın. Geziyorum, doya doya yaşıyorum. Üstelik sen sürekli kitap okuma halindesin, kendini dış dünyaya kapatmışsın işte bu yüzden hep kıyısındasın hayatın “ diyerek devam etti.

O’na sorumluluklarımdan, hafta sonu çalışmamı gerektirecek bir işim olduğundan söz etmeye çalıştım, kitap okumanın insanı hayatın dışına itecek bir şey olmadığını hatta yaşam biçimi olduğunu da anlatmaya çalıştım; beni dinlemedi bile…

Biraz kırılmıştım S’ye ama söyledikleri de aklıma takılmıştı.


Birkaç gün sonra dert ortağım, can arkadaşım C ile konuştuk bunları. Biraz da S’nin dedikodusunu yaptık ne yalan söyleyeyim.

Her zaman olduğu gibi C yine rahatlattı beni.

- “Görmek ve bakmak diye bir şey vardır bilir misin? “diye başladı söze.

İşte budur seni hayatın içine alan, ya da kıyısına iten.

- " Eğer nefes aldığının farkındaysan, sabah güneşi seni rahatsız edip gözlerini kamaştırmıyorsa, balkonuna yuva yapan kumrunun telaşına ortak olabiliyorsan, yaşadığın şehirdeki her bir çiçeğin kokusunu ciğerlerine çekebiliyorsan, sen zaten hayatın tam da içindesindir “ dedi.

- “Görmek ve bakmak. Bütün sihir bu ikisinde unutma ! ” diye ekledi.

Vedalaştık C ile.

C ’nin iyi ki hayatımda olduğunu düşünerek eve geldim.

Günlerdir bu yazıyı yazmak ve yayınlamak için zaman bulamadığımı fark ettim sonra. Çok da bilgisayar bağımlısı değildim demek ki !!

En sonunda bu gün yazabildim işte.

Gerçekten ben neresindeydim hayatın?

İçinde mi, kıyısında mı?

14 yorum:

Makbule Abalı dedi ki...

Hayatın tam ortasındasınız sevgili öğretmenim, hiç merak etmeyin. Bütün bunları düşünmek az şey mi? Ben de eski makineleri daha çok seviyorum. Sanki insana daha yakınlar.
Gerçek yaşam öykülerinden derlenmiş "Kıyılara kaçan kadınlar" diye bir kitap okumuştum. Çok güzeldi, seversiniz sanırım.

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Aklımda olsun kitap sevgili öğretmenim. Çok teşekkür ederim.Gerçekten tam ortasindayiz hayatın aslında.
Sevgiyle kalın. :)

Turgay Aksoy dedi ki...

Bence ikinizin de haklı olduğu taraflar var. Ne çok kapanmalı kendi hayatının içine insan ne de sorumluluklarını atlamalı. Hayatın püf noktası denge. Selamlar.

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Çok doğru; denge gercekten önemli .
Benden de selamlar...

Handan dedi ki...

Arada çok fazla kitap okuduğumda bende de kendi hayatımı bırakıp başka hayatları izlemeye dalmışım hissi oluşmuyor değil ama hayatın içinde olmak da sürekli devinim hali yeni yerler yeni yollar demek değil bence. Yoldaki bir çiçeği koklamak,çocuğunu kokusunu içine çekerek öpmek, kahve içerken huzurlu an yakalamak. Hayatın içinde olmak böyle birşey olmalı.

Ve eski şeylere bayılıyor olsam da dijital makinaları çok seviyorum :D Bunun da bilgisayar düşkünlüğüyle uzaktan yakından alakası yok :D

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Değil mi? Ben de çok seviyorum dijital fotoğraf makinelerini.
Ayrica
Kitaplarim benim yol arkadaşım hayatın içinde kostururken de kitabım düşmez elimden.
Sevgiler kocaman .:)

Gamze Esra Ersöz dedi ki...

Size bunu söylediğine inanamadım.Çünkü siz paylaşımlarınızla hayatın kıyısında değil tam ortasında olduğunuzu her zaman gösteriyorsunuz.Hayatın kıyısında olan bir kişi gün batımında ki güzelliği, çiçeklerin kokusunu..vs yakalayabilir mi?Keyifli günler diliyor, kocaman öpüyorum.

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Ben de öyle düşünüyorum aslında ama farklı düşünebiliyor işte insanlar. Yetmiyor mu acaba hayatın farkında olmak? Keşke sorsaydım ona değil mi Gamze 'cim? Sevgiler en kocamanından :)

maviye iz süren dedi ki...

farkındalıklı, hayatı dolu dolu yaşayan bir insansın bence, instangramdan da biliyorum sonuçta :))
ondan ziyade kitap okumak, değişik hayatları tanımak beni bazen insanlardan uzaklaştırır ama bu geçer bir süre sonra. Daimi olmaz. Yaşamdaki akış sürer muhakkak. Bazı insanlar çabuk gelişen çağımızdaki değişikliklere hemen adapte olamaz, eleştirir yahut benimsemez. Bu normal bir durum ve senin yaşadıklarını, okuduklarını paylaşman, anlatman da gayet normal ve güzel :)

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Canım çok teşekkürler beni çok motive etti bu güzel yorum.
Sevgiler kocaman. :)

laleninbahcesi dedi ki...

Özlem benim bu yazıdan anladığım S. hayatından çıkmalı.
Sen misin yoksa hep eskiye özlemle yaşayan kendisi mi kıyıda duran.
Lale

complete_the_sentences dedi ki...

36'lık film dedin, içimi cızlattın. Gezmeyi seven, fotoğraf çekmeyi sevmeyen tanımınla da farkındalığımı dürtükledin. Çok teşekkürler.

Sevgiler... <3

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Sen de mi 36 lik film sevenlerdensin, yoksa geçmişe özlem mi?

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Sen de mi 36 lik film sevenlerdensin, yoksa geçmişe özlem mi?