22 Ekim 2014 Çarşamba

BİR DE BAKTIM EKİM BİTMİŞ !!!

" Eylül toparlandı gitti işte,
ekim de gider bu gidişle " diye boşuna söylememiş şair.

Tüm naifliği ile eylül geçip gitti hayatlarımızdan ekim de gitmek üzere  ve ben bloguma yazmayalı yaklaşık bir ay olmuş.

Okulların açılmasıyla birlikte oğlum kendini bodoslama 6. sınıfın içinde buldu.

Dersler inanılmaz zor. Müfredat çok hızlı ilerliyor. Artık benim de ona ders konusunda verebileceğim bir şey kalmadı.
Kendi kanatlarıyla uçma vakti geldi. Ders düzeni kurmak, çalışma planı yapmak çok zor oldu. Tatilden çıktıktan sonra hemen okul hayatına adapte olamadık.

Müfredat zor dedim ya, Din dersi soruları çok ilginç.
Çocuklar nasıl altından kalkar, velilerin tepkisi ne olur ? Bilmiyorum.
Dilerim ve umarım amaç üzüm yemek yerine, bağcıyı dövmek olmaz !!!




Eylül ve ekim aylarında kendimi güzel sanatların iki dalına adadım adeta. Edebiyat ve sinema.
Altın Portakal'ın 51. si geçti hayatımızdan. Arkadaşlarımla bol bol film izledim. Tadı yoktu festivalin,  Artık neyin eski tadı var ki ? Bize de  her şeye rağmen yaşadıklarımızdan keyif almaya çalışmak düşüyor :)
Oğlumla Pek Yakında'ya gittik. Bizimki Cem Yılmaz'a bayılır. filmi de sevdi tabii. Ben çok bayılmadım ama itiraf etmeliyim.

Uzun yürüyüşler yapıyorum bu ara. Üzerinizden uzak topuk dikeni olmuşum. 

Doktora gittim, topuk filmi çekildi, gerçekten de topukta diken gibi bir çıkıntı var. Doktor özellikle üzerine basmam gerektiğini söyledi ben de yürüyüş sayımı artırdım. 
Topuk dikeni ne ki ? Biz bu 2014 'de ne acılar yaşadık; bunu da atlatırız evelallah !!!



Yürüyüş yaparken de sürekli fotoğraf çekiyorum. Bu günlerde fotoğraf  çekmek beni çok rahatlatıyor.
yazının içinde gördüğünüz kareler yürüyüş fotoğrafları. Bir gün Antalya'dan ayrılıp başka bir şehirde yaşamaya başlarsam sanırım bu şehrin en çok denizini özlerim.






Gün Zileli'nin Mevsimler adlı romanını  okuyorum.

Bir dönem kitabı ve ben dönem kitaplarını çok severim.
Bunu da beğendim, keyifli gidiyor.

Leylak Dalı'nın sayfasında görmüş olmalıyım. Zaten, Leylak Dalı, Lale'nin Bahçesi, Aydan Atlayan Kedi, Macera Kitabım ve Baykuş Gözüyle, Hece Ajandam benim kitap referansı  arkadaşlarım. Blog dünyasını da tüm sosyal medyadan ayrı olarak sevme nedenlerimden biri de bu.

E ben kaçayım artık. Söz bir daha bu kadar uzun ara vermeyeceğim :)



5 yorum:

Gamze Esra Ersöz dedi ki...

Geçen aklımdan geçiyordunuz artık niye yazmıyorsunuz diye :( Blogunuza baktım e-mail adresiniz var mı, size yazayım diye ama bulamadım.Yeniden yazınızı okumak güzel.
Oğlunuza başarılar dilerim, size de geçmiş olsun.En kısa zamanda ayağınız düzelir inşallah.

Makbule Abalı dedi ki...

Geçmiş olsun. Yokluğunuz belli oldu gerçekten.
Okula uyum sağlamak; öğretmenler, çocuklar ve veliler için giderek zorlaşıyor. Dilerim oğlunuz da "zoru başarır." Kökler sağlam olunca kanatlanıp uçmak da daha kolay oluyor.
Fotoğraf çekmek benim de çok sevdiğim bir uğraş. Dünyaya istediğiniz gözle bakabilmeyi sağlıyor. Buna öylesine ihtiyacımız var ki...

sevtap(karabidikim) dedi ki...

Gecmis olsun canim. sosyal paylasim sitelerinde yapilan anlik bildirimlerinde etkisi var bloga ugramamakta.Ama blogum benim icin farkli arada versem yazmayi hic birakamam gibi geliyor.Egitim sistemindense herkes sikayetci bakalim ne olacak,bende cocuklarim icin simdiden endiseleniyorum.Fotograflarin guzelligine bakilirsa ozlenmiyecek gibi degil ki...

Muhammed Arat dedi ki...

http://muhammedarat.blogspot.com.tr/

MAVİANNE dedi ki...

fotoğraflar içimi açtı
başarılar diliyorum oğluna
sevgiler