2 Mayıs 2013 Perşembe

ÇAKMA AĞUSTOS BÖCEĞİ


Şehrin en işlek caddelerinden biri üzerinde oturuyor olmak; zaman içinde kulağın otomobil ve insan seslerine alışması ve yoğun bir şekilde sessizliği özlemek demek bence.

 Otomobil alarmlarının yeni çıktığı dönemlerde sırf yanındakine hava atmak için alarmlarını çalıştırıp arabalarını ciyak ciyak bağırtan insanlar biliyorum.

Oturduğumuz cadde üzerinde bir sürü alışveriş mağazasının bulunması da gürültünün bonusu oluyor. Bir kaç yıl önce her mağazadan gümbür gümbür müzik sesi geliyordu. Bir şekilde kesildi o sesler, belediye yasakladı sanırım .

Geçen gece uykumun en derin yerinde bir ağustos böceği sesiyle uyandım.
Antalya'nın o bitmek bilmeyen yağmurlarının yağdığı zamanlardı.

Kalktım balkona çıktım; ses devam ediyordu. Fakat bu öyle bir ağustos böceği sesiydi ki; zavallım sanki son anlarını yaşıyordu. Sesin kesilmesi mümkün değildi.

Uykum kaçmıştı bir kere. Ses takibi yapmaya başladım. Buldum da.
Ses ağustos böceği falan değildi tabii. Cadde üzerindeki mağazalardan birinin alarmı takılı kalmıştı. Gecenin bir vakti kimse farkında değildi.
Sabaha kadar sesi dinledik.

Mağaza sahipleri ile konuştum ertesi gün. Fakat bu şehrin insanlarında kendileri ile ilgili olumsuz durumları kabullenmeme gibi bir huy var. "Bizden olmaz abla" diyerek, sıkıntıma kesin çözüm getirdiler !!!!

Bu durum iki üç gün devam etti.
Sonrasında çakma ağustos böceği sesi kendiliğinden kesildi.
Ama bizim caddede ses, gürültü  eksik olur mu?
Ağustos böceği biter, korna sesi gelir; o da olmazsa öküzün biri gecenin bir vakti arabasının içinde yüksek sesle müzik dinler.
Şehir yaşamı böyle galiba, daha sessiz bir yerlere gitme vakti geldi mi ne?

Fotoğraftaki serçelerin yazıyla ne ilgisi var diye sorabilirsiniz
Kuş cıvıltısı sesini  özlemiş olabilirim  !!!







9 yorum:

Başak dedi ki...

Mağazalardan çıkan gümbür gümbür müzik seslerinin kesilmesi çok iyi olmuş. O caddede oturan apartman sakinleri nasıl tahammül ediyor diye hep düşünürdüm. sevgiler..


Yaşam İzi dedi ki...

Offf gürültü yüzünden ev değiştirmek zorunda kalan bir aile olarak sizi çok iyi anlıyorum.İnsanlar artık gece gündüz farketmeksizin yapacaklarını yapıyorlar.Uyardığın zaman da sen suçlu oluyorsun :((

E S M İ R dedi ki...

Doğanın içe huzur veren seslerini nasıl da özlüyoruz şu saçmasapan şehirlerde öyle değil mi!..Ben de yeni lokasyonumzudan zerre kadar hoşnut değilim ama şimdilik yapacak bir şey yok!. Sabahın köründe ilk ve orta öğretim veren çevre okullardan gelen zil sesleri akıllara ziyan!.hele ki aralarda zil niyetine çalan müzikler..arabeskinden tutun da, tuhaf pop müziklere kadar..ve burası İst/Yenişehir!..:(aynı modalardayım inanın..kaçasım geliyor böyle anlarda!..

Sevgilerimle iyi haftasonları dilerim..

resimli günlük dedi ki...

Geldi ya gelmez mi, gidebilenlere ne mutlu...

chfashiontrend dedi ki...

Sanırım merkezi yerlerde oturmanın bonusu tüm bunlar ...Bloğunuzu ve paylaşımlarınızı çok beğendim, severek takip edeceğim ....Sevgilerimle.Chfashiontrend.

Aslı Aslı dedi ki...

Şehrin gürültüleri hiç bitmiyorki, özellikle kalabalık bir yerde yaşanıyorsa sabahlara kadar süren bağırtılar, araba sesleri, sonuna kadar açılan müzik sesi.
Sessizliği çok özlemişim bu yazınızdan sonra daha iyi anladım.

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

anneler günün kutlu olsun Özlemcim
sağlıkla...

Adsız dedi ki...

lenf kanseri lenfoma al sana hayat izi

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Sevgili Adsız ; öncelikle "Adsız" adıyla gelen yorumları sildiğimi hiç bakmadığımı bilmeni isterim.. Konu kanser olunca, sessiz kalamadım. Kanserin ne olduğunu, ne bela bir hastalık olduğunu iki ay önce can arkadaşımı kanserden kaybettiğim için de iyi bilirim. Bu yüzden yazacağınız yorumlarda "al sana hayat izi " gibi blog adıma göndermeler yapmanızı saygısızlık olarak kabul ediyorum...