13 Aralık 2010 Pazartesi

ÇİZMELİ KEDİ

Okumakta olduğunuz satırlar, giydiği sihirli çizmelerle zengin olan çizmeli kedinin masalı değil; hemen her kış aldığı çizmelere verdiği para yüzünden fakir olmaya aday bir kadının hikayesidir.




Kadın herkesin yaz kış tatile gitmek için can attığı, kış mevsiminin arada bir uğradığı, baharın hiç gitmediği, sıcağının yaşayanları bunalttığı bir güney kentinde yaşamaktadır.

Hal böyleyken, hiç utanma ve sıkılma yaşamadan, Ekim ayından Nisan sonuna kadar çizme giyen bu kadın, her yıl kış sezonu açıldığında ayakkabıcıların vitrinlerinde, kedinin ciğere baktığı gibi çizmelere bakarken yakalar kendini.

Çizme tutkusunun nereden geldiğini kendi de bilmez.

Evet; çocukluğu, ilk gençlik günleri İstanbul ‘da geçmiştir.

Onca soğuğa, kara ve yağmura rağmen o dönemlerde hep bot giymiş, çizmeye hiç sıcak bakmamıştır. Demek ki bu durum çocukluk halleri ile ilgili değildir.

Bu kadının yıllar önce yaşadığı şehirde satılan hiçbir çizmeyi beğenmeyip; “ – Hadi len, bunlar getiremiyorlar doğru dürüst çizme, çizme kışın çetin geçtiği yerden alınır” diyerek, akrabalarını görme bahanesiyle İstanbul’a gidip bir sürü çizmeyle dönmüşlüğü vardır !!!

Aslında kadıncağıza haksızlık da etmemek gerekir çünkü aldığı çizmelerini uzun yıllar giyebilmektedir. Onları özenle koruyup saklar , rutin şekilde boyar bakımını yapar.

En acı olan da kadının çizme zaafının farkında olmamasıdır. Bu yüzden kendini normal bir kadınmış gibi görür.

Kadının yedi yaşında bir oğlu vardır. Çocuk bazen boyundan büyük laflar etmektedir. Mayasında biraz komiklik de vardır çocuğun.

Bir sabah kadın oğlunu okula göndermek için hazırlarken çocuk ayakkabılıktaki çizmelere bakarak annesine döner ve “ – Bizim evin de çizmeli kedisi sensin anne “ der.

Kadın önce kahkahalarla güler; güler ama sonra düşünür, küçücük çocuk bile durumun farkındaysa eyvahlar olsun der.

Bu kış çizme falan almayacağına dair kendine söz verir.

Aslında iradesi sağlam, sıkı bir kadındır. Verdiği sözü tutar, arkadaşları, yakın çevresi de bunu bilir.

Kendini bu çizmeli kedi benzetmesinden birkaç gün sonra yine bir ayakkabıcı vitrininde yeni sezon çizmelere bakarken yakalar.

Vitrinde  siyah bir çizme  görür  beğenir ve işte o andan itibaren sözünü tutacağından emin olamaz.

Eve gelir, vitrindeki siyah çizmeyi unutmak için bu yazıyı yazar …

Evet, okuduğunuz satırlar çizmeli kedinin o bildik masalı değil, çizmeli kadının hikayesidir…

9 yorum:

Bugday Tanesi dedi ki...

Eyvahlar olsun diyeceğim ama öyle güzel yamızşın ki sırıttım sadece. Çizmeli kadının hikayesi öyle mi???
Ve o küçük çocuğun tesbiti. Yerim ben onu,annesini de ne güzel iğnelermiş :)
Sevgiler...

beenmaya dedi ki...

eee yazdın bitti. unuttun mu peki :)))

özlem dedi ki...

* Buğday Tanesi : Sağol canım, sevgiler benden:)
* Beenmaya : Bu yazıyı geçen hafta yazmıştım, o an için unuttum ama havalar iyice soğuyunca yine hatırladım sanırım bahaneye bakıyor çizmeli kadın :))

MAVİANNE dedi ki...

HAH HAHA HAH
ÇOK HOŞŞŞŞ
çizmeli kedi annneeee
sevdim bunu
hangi kadın yeni bir çizmeye hayır diyebilir ki,
güzel sözlerin için de çok teşekkürler canım

özlem dedi ki...

Valla arkadaşlarla da paylaştım, herkes aynı şeyi söylüyor bu çizme durumları takıntı herhalde Mavi Anne'cim:)
Sevgiyle kal...

MAVİANNE dedi ki...

iyi günler diliyorum sana çizmeli kedi :)))

özlem dedi ki...

Teşekkürler Mavi Anne'cim:))

ezgilimelodi dedi ki...

Çizme aşeriyorum:)))

özlem dedi ki...

Ezgi'ciğim ben de :)))))))))