17 Ağustos 2008 Pazar

Sarsılan Hayatlar


“ 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi İle
Aramızdan Ayrılanların Anısına Saygıyla ,,

Hepimizin bir hikayesi var aslında yaşadıklarımıza dair.

En değerli hazinelerimizdir hayat hikayelerimiz ve anılarımız, “ telif hakkı ” bize ait olduğu için.

Hayatın içinde kimi anılarımızı geriye dönüp baktığımızda özlemle hatırlarız.
Bir daha o günlere dönemeyeceğimizi bilsek de hoş bir tebessüm yayılır yüzümüze.

Hayatın bize sundukları kimi zaman o kadar da güzel olmayabilir.
Hayatımızın bir dönemi bir anda avuçlarımızdan kayıp gitmiştir göz açıp kapatıncaya kadar, üstelik bağıra çağıra ama sesimizi duyuramadan kimselere.

Yaşadıklarımızı silip atmak isteriz belleklerimizden.

Ne kadar uğraşsak da başaramayız.

Zamanla geçici belleğimiz siler de, ana bellek acımasızca saklar anılarımızı.

Çoğu kere yaşadıklarımız için kazanımlarımız deriz ya, bu gibi anlarda kaybettiklerimiz oluverir yaşadıklarımız.
Yoksa önemli olan, bu kaybedişlerden bile bir kazanç çıkarabilmek midir?

Anlatacaklarım kurgu değil gerçeğin ta kendisi. Bir dönem hepimizi acılara boğan hüzün denizinden damlayan bir damla sadece…

. . .

Askerliğini Güney Doğu’da tam da terörün kana doymadığı dönemlerde bir dağ başında yapmaktaydı, ailesine “ Bir karakoldayım, şehir merkezindeyim, her şey çok yolunda gidiyor, merak etmeyin “ diyerek.

Oysa dağın başında, terörün komşuluğunu yapıyordu aylardır.

Bir gün, açlıktan, yiyecek bir şey bulamadıklarından arkadaşlarıyla yedikleri yılanı ise anıları arasına almış, “Sağ kalır da dönersem evime, herkese anlatacağım” diyordu.

Aylar, ayları kovaladı, şafak geçmek bilmedi, terör tüm arsızlığıyla hüküm sürüyordu etraflarında . . .

Derken, gün geldi, -kendi de şaştı bu duruma- ama nasıl olduysa bitiverdi askerliği.

Teskeresini alıp kendi gibi terhis olan arkadaşlarıyla önce Ankara’ya sonra da memleketlerine doğru yola çıktılar.
Ankara’da otobüsten indiklerinde, arkadaşlarıyla birlikte ağlayarak toprağı öpmelerini de yaşayacaklarından habersiz anılarının içine kattı.
“Zoru başardım diyordu içinden, her şeyin üstesinden gelebilirim artık”.

O askerliğini bitirdi de dönüyor diye evdekilerin hali ise ayrı bir alemdi.

Annesi, babası, kardeşi, anneanne, dede, teyzeler, enişteler, kuzenler, arkadaşlar, hatta komşular O’nun dönüşü için tatlı bir telaş içindeydiler.

Evine döndüğünde hissettikleri tanımlanamazdı.

O gece aile fertleri yemekte bir araya geldiler.
Herkesin gözlerinde mutluluk vardı, O’nun mutluluğu mu? Anlatılmazdı.
Yemekler yenildi sohbete devam edildi.
Gece yarısı herkes evine dağıldı.

Biraz daha oturdu ailesiyle 02.00 gibi yattı.

Sevinçten uyku girmiyordu gözüne, tekrar kalktı, salona geçti, gözlerini kapadı, uyumaya çalıştı, o arada uyudu mu?

Hatırlamıyordu

Yarım saat sonra garip bir uğultu duydu.

Yerin altından gelen uğultu, beraberinde sarsıntıyı da getirmişti.

Neler olduğunu anlayamadı, “ Askerliğim bitmedi galiba, yine patlama oldu bir yerlerde” diye düşündü.

Ne yapacağını bilemedi, nasıl olduysa pencerenin önünde buldu kendini, pencerenin camı kırılmıştı, birkaç saniye içinde karşılarındaki apartmanın yerle bir olduğunu gördü.

Gözlerine inanamıyordu. Bu nasıl bir felaketti böyle?

Sonrasında, ailesiyle birlikte ne ara evden çıkmayı başardıklarını hiç hatırlamadı.
Sadece hatırladığı apartmanlarının merdivenlerinden inerken, arkalarından merdivenlerin bile yıkıldığı idi.

. . .

Deprem olmuştu, hem de çok şiddetli.
Anne babası ve kardeşi ile kurtulmuşlardı.
Peki ya diğer yakınları?
Uzun süredir görmediği arkadaşları, mahalledeki komşuları?

Bilmiyordu…

Şaşkındı, şoktaydı yürümeye başladı, sahile indi.
Deniz kıyısında oturdukları beldeyle özdeşleşmiş gazinoların ve denize sıfır olan o güzel otelin yerinde olmadığını gördü.

Bağırmak, çığlık atmak istedi yapamadı. Sesi çıkmıyordu

Her yer, yıkılan evler, insan çığlıklarıyla doluydu.

Çaresiz yürümeye başladı sokaklarda, gözlerinden akan yaşlara engel olamıyordu.
Askerliği sırasında göz pınarlarında biriktirdikleriyle, şimdi yaşamakta olduğu acının gözyaşları birbirine karışmıştı.

Gücünü yitirmemeye çalıştı.

O gece, aile yemeğinde beraber olduğu akrabalarını da , çocukluk arkadaşlarını da, komşularını da enkazın altından çıkartırken, gücünü hiç yitirmedi.

Yıllar sonra, ana belleği O’na o günleri hatırlattığında, bu gücü nereden bulduğunu da hiç bilemedi.

Hayat her zaman güzel şeyler sunmayabiliyordu işte insana.

O andan itibaren gidenlerin ardından çaresizce bakan, geride kalanlardan biri oldu.

Tutunmalıydı bir yerlerden hayata, tutundu da.

Hayat acımasızdı ve fırtınaya kapılmış bir yaprak gibi savursa da insanları, her şeye rağmen devam ediyordu.

6 yorum:

beenmaya dedi ki...

hayat unutturmuyor aslında. sadece unutmuş gibi yapmamızı sağlıyor ağırlığından bişr süreliğine de olsa kurtulabilmemiz için. ve sonra da böylesi zamanlarda tekrar su yüzüne çıkarıyor işte her şeyi...

özlem dedi ki...

Unutmuş gibi yapıyoruz ya, bu olmasa hiç yaşanılamazdı sanırım.
Hayat sadece acımızı ötelememizi sağlıyor.Hep derim ya, herşey aklımızın ana belleğinde saklı canım arkadaşım.
Sevgilerimle...

Nily dedi ki...

Bir iz bulmak için yıkıntıların arasında dolanmıştık gün boyunca, hayata dair umut verici bir iz için... Bir kadın taşların arasından bulduğu bir fotoğrafa bakarak ağlıyordu. Hiç tanımadığı bir genç kızın fotoğrafıydı elindeki, ne kadar da gençmiş diye kendince söyleniyordu. Baktığı fotoğraf en yakın dostumundu, şanslıydı sağ çıkabilmişti ve şanslıydım yanımdaydı yeniden. Onu karşısında gören kadın için bir anda umut olmuştu, boynuna atladın kadın yaşıyorsun dedi. Aslında sarıldığı kaybettiği umuduydu.

Maalesef unutulmuyor Özlem, bazen kesip atasın geliyor ama o da olmuyor. Güzel bir paylaşımdı, eline ve yüreğine sağlık...

özlem dedi ki...

Unutulmaz Nily'ciğim, o öyle büyük bir acıydı ki unutulamaz.Dayım
ve ailesindenbir hafta haber alamamıştık. Sağ olduklarını öğrendiğimde,dayımın telefondaki " buralaın coğrafyası değişti artık" diyen sesini duyduğumda hissettiklerimiunutmak mümkün mü?
Sağol paylaştığın için.
Sevgi ve dostluk dileklerimle...

özlem dedi ki...

Unutulmaz Nily'ciğim, o öyle büyük bir acıydı ki unutulamaz.Dayım
ve ailesindenbir hafta haber alamamıştık. Sağ olduklarını öğrendiğimde,dayımın telefondaki " buralaın coğrafyası değişti artık" diyen sesini duyduğumda hissettiklerimiunutmak mümkün mü?
Sağol paylaştığın için.
Sevgi ve dostluk dileklerimle...

Namlu dedi ki...

Bu zamanda Allah korusun bir deprem olsa sehirlerin hali dusululemez bile.Neyseki son zamanlarda bu semtleri yenileme donemi icerisine girildi.Umarim bu hiz hic azalmadan aksine daha fazla cogalarak ilerler.

Allah bir daha böyle bir acı yaratmasın.