4 Ağustos 2018 Cumartesi

DÜŞÜNDÜM DE ...

**DÜŞÜNDÜM  DE ...

Düşündüm de ;
Hayata bir kadın olarak bakmak ne güzel !...
Belim artık bir çay bardağı inceliğinde değil belki ama incecik zevklerim oluştu dünden bugüne.

Güzel bir kitap, yemek, manzara ve müzik hayatımın en keyifli anlarını sunuyor bir süredir.

Eski kilomda değilim tamam ama tüm fazlalıkları da attım hayatımdan.
Buna rağmen kendimi dolu dolu ve zengin hissediyorum.
Okuma gözlüğümü henüz boynumda taşımamakta inat etsem de sürekli çantamda artık.
Gözlerimin eskisi kadar iyi gördüğü söylenemez ama tüm yaşanmışlıkları arşiv gibi taşıyorum gözlerimde .
Öyle yüksek sesle müzik dinlemek , bağırtılı çağırtılı kalabalık yerler eskisi kadar ilgimi çekmiyor. Hafifi bir müziğin eşlik ettiği sakin bir ortamdaki sohbetlerin tadı hiçbir şeyde yok.
Deli gibi alışveriş yapmıyorum artık. Öyle çok güzel görünme çabam da azalmış. Elbette üstüme başıma dikkat ediyorum ama artık son moda kıyafetler, kozmetikler ve takılar ilgimi eskisi kadar çekmiyor artık. Bir mağaza ya da kuaförde geçirdiğim uzun zamanlar sıkıyor. Yakışanın da yakışmayanın da farkındayım. Başkalarının takdir etmesi güzel ama en çok da kendime güzel görünmeyi seviyorum.
Öyle çok insan tanıma hevesim de kalmadı. Samimi birkaç dost yetiyor da artıyor bile.
Yolunda gitmeyen işlere ,açılmayan kapılara eskisi kadar direnç göstermiyorum. Çünkü artık biliyorum ki kendimi paralasam da hayatın kendine ait bir öğretme biçimi var. Evrensel sistem olması gerekeni benden iyi biliyor ve kendi zamanını bekletiyor.
Ne mutsuzken mutlu olmaya ne de herşey kötü iken yolunda olduğuna inandırmaya çalışıyorum kendimi. Her ne yaşıyorsam o karanlığın içinden geçip oradaki öğretiyi anlamaya çalışıyorum ki; bir gün gün ışığına çıktığımda kıymetini bileyim ufak tefek şeyleri dert etmeyim.
Her ne yaşıyorsam bir benzerini hemen herkesin yaşadığını biliyorum artık. Bu yüzden yaşadıklarımı dramatize edip çok abartmadan ve kendime acımadan kabule geçiyorum. Sabır…nasıl da güzel bir kelimedir.
Böyle zamanlarımda önemli görüşmelerimi ya da işlerimi erteliyorum. Biliyorum ki düşük enerjiyle yola çıktığım hiçbir işten hayır gelmez. Hayatımı rölantiye aldığım dönemler bunlar. Boş viteste araba kullanmak gibi. Ne gaza basıyorum ne frene…Bu zamanlarımı kendi içime dönmek ve kendimi daha iyi tanımak için kullanıyorum.
Biliyorum ki kaybı ancak böyle kazanca çevirebilirim.
Biliyorum ki geçecek…bundan öncekiler gibi…
Herşey geçer…
Şikayeti çoktan bıraktım. Sürekli çözüme odaklanıyorum ki enerjim doğru yere kanalize olsun.
Huzurum ve mutluluğum haklı olmamdan çok daha önemli artık.
Kin ve intikam duygularımı çoktan hayatımdan çıkardım. İster kader deyin ister ilahi adalet adı önemli değil ama sistem olması gerekeni bir şekilde yerine getiriyor nasıl olsa.
Bana iyi gelen insanlarla görüşüyorum. Hayallerimi, umutlarımı desteklemeyen ve şikayet odaklı insanlara yer yok artık hayatımda.
Listemin en tepesinde sağlık var artık. Kalanların hepsine çizik attım.
Zamanın usul usul yaklaşan adımlarını seviyorum.
Çünkü onun ortaya çıkardığı bu kadını seviyor ve zamanla kime dönüşeceğini merak ediyorum.
Daha yaşlı belki ama daha farkında ve duyarlı.
O yüzden çok daha güzel…
Muhteşem kadınlara. ❤❤

**alıntı


24 Temmuz 2018 Salı

İKİBİN ON SEKİZ

İnsanların bir anda hayatlarının değişmesi ne fena .
Marmara Depremi geldi aklıma .
Yakınlarını evini barkını kaybetmek ...

Bütün afetler kötü .
Dünden beri çok üzgünüm
2018 geçen yılları aratacak kadar kötü geçiyor .
Eğer 2019 a sağ salim girebilirsek çoğumuzun hatırlamak istemediği bir yıl olacak 2018...


9 Mayıs 2018 Çarşamba

ZAMAN

Aslında anneler günü ile ilgili bir fotoğraf arıyordum.
Zaman zaman eski fotoğraflara bakmak iyi gelir bana .
Geçmişe özlem ve bugün arasında gider gelirim ve bugün  yaşadıklarımın da birgün anıya dönüşeceğini kendime hatırlatırım. 
Annemle ve kendimle ilgili fotoğraflara bakarken karşıma bu fotoğraf çıktı. 
Arkasına baktığımda 1953 yılını gördüm.
Annem ve babam henüz nişanlılar demek ki ve annem yirmi yaşında bile değil.  Oğlumun şimdiki yaşından sadece birkaç yıl büyük.
İnsanın annesinin kendinden küçük olmasını sadece fotograflar sağlıyor sanırım.  Bu fotoğrafa göre annem benim çocuğum gibi. 

Ve zaman . Nasıl da izahı zor bir kavram.  O altmışbeş yıl ne ara geçmiş ?
İnanmak mümkün değil .
Belki de dün ve yarın yok sadece bugün var .

Annem o zamanlar neler hissetti acaba ? Babamla ne hayaller kurdu? Gelecek beklentisi nelerdi ? Hiç bilmiyorum.  Ketum kadındı anlatmazdı hiç . Onun duygularını hiç bilemedim .

Bildiğim tek şey zamanın hatta anların değerini bilmek.  Hiçbir şey kalıcı değil çünkü . Zaman kadar uçucu bir kavram var mı acaba ?

Bir fotoğraf nerelere götürdü beni ?
İşi gücü bıraktım duygularmı bloguma yazdım .


5 Mayıs 2018 Cumartesi

KALBİMİN CEBİNDE ...

Şimdi geriye dönüp baktığımda çocukken pek çok şeyi bir şölen tadında yaşadığımı fark ediyorum.

Ramazanın gelişi için yapılan hazırlıklar, sahur ve iftar sofraları, bayram öncesi hazırlıklar ...

Artık hepsi anıya dönüşse de benim için halen çok değerliler.

HIDIRELLEZ de öyle .

Çocukluğumda anneannem illaki hıdırellez gecesi bahçedeki gül ağacının dibine dileklerini koyar sonra da bize toprak altında beklemiş kağıda sarılı minik bozuk paralar verirdi. 

Hiç üşenmez gece sabaha dönmeden dilek kâğıtlarını alır, zaten eve çok yakın olan deniz kıyısına komşuları ile  gider minik kağıtları denize atarlardı.

Henüz okula gitmeyen bir çocuk olarak ben ateşten atlama kısmını pek severdim.

Biraz korkar çoklukla eğlenirdim.

Yıllar sonra eşimle kendi gayretlerimizle aldığımız evimizi ve evin  bahçesini sevme nedenimin tamamen mutlu çocukluk anılarımla bir ilgisi mutlaka olmalı .

İnsan çocukken  çoğu şeyin farkına varamıyor.
Meğer anılarımız ne kadar değerliymiş ve bugünkü aklımla  anneannemden öğrenecek daha ne  çok şey varmış.

Neyse yine de şanslıyım aslında,
o zamanlardan geriye birsey kalmasa da kalbimin ceplerinde anılarım var ...









29 Nisan 2018 Pazar

KARTPOSTAL

Tebdili mekanda ferahlık vardır sözünü seviyorum.

Kısa süreli Kaş kaçamağı yaptık hafta sonu ve pek iyi geldi. 

Buralarda deniz mevsimi çoktan açılmış belki de hiç bitmemiştir bilemem.

Bahar çoktan gelmiş, doğa canlanmış ve ben bir kartpostalın içinde gibiyim...


8 Nisan 2018 Pazar

HAYAT ...





Yaşınız kaç olursa olsun şiddetle  sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim .

*Yaşam boyu tasarruf ettiğiniz parayı kullanma zamanıdır. Bunları, onu biriktirmek için bulunduğunuz özverileri bilmeyenlere bırakmayınız. Size üzüntü verecek yatırımlar için kullanma zamanı değildir, sizin için huzur ve sükunet dönemi başlamıştır artık.

*Çocuklarının ve torunlarının, parasal problemleri ile uğraşmaktan vazgeç; senin için harcadıkları paralar için suçlu hissetme kendini. Eğitim dahil, onlar için en iyisini yapmaya çalıştın daima. Şimdi sorumluluk onlarındır.

*Biraz bencillik yap, ama tefeci olma. Gezintiye çık ve başkalarının hoşuna gidecek şeylerin peşinden koşmaktan vazgeç.

*Sağlıklı, büyük fiziki hareketler gerektirmeyen bir yaşamın olsun. Ölçülü bir şekilde jimnastik yap ve iyi beslen.

*En iyisini ve en zarifini al. Bu dönemde, ana gaye, paranın sizin tarafınızdan, zevkinize ve arzularınıza göre harcanmasıdır. Unutma ki, ölümden sonra para, sadece kin ve nefrete yol açar.

*Küçük şeyler için kendini üzme, hatırlamak isteyeceğin güzel anlar gibi unutulması gereken kötü anlarında olur.

*Yaşa bağımlı kalma, sevgini hep canlı tut.

*Kendine iyi bak, temizliğine dikkat et. Görünüşün Görkemli olsun: sık sık kuaföre git, tırnakların bakımlı olsun, cildiyeciye, diş hekimine git, düzenli bir şekilde parfüm ve krem kullan. Artık genç ve yakışıklı olmasan bile, en azından bakımlı olursun.

*Modern olmak önemli değil, iyi bir klasik olmaya çalış. Saçlarını boyatarak ve şatafatlı giyinerek gülünç olma.

*Gün, bu gündür. Kitapları ve gazeteleri oku, radyo dinle, TV de ki güzel programları seyret, internete gir, mailler gönder ve al, sosyal ağlara katıl, dostlarına telefon et.

*Gençlerin düşüncelerine saygılı ol, onlar senin bildiklerine bilmeselerde, yaşadıklarını yaşamasalarda, senin yaşına geldiklerinde muhtemelen senin konumunda olacaklardır, kendi düşüncelerini de söyle onlara, dinlemesini bilen yararlanır, yanılmış olsalar bile, onlarla tartışma.

*Sadece anılarınla yaşama, “bizim zamanımızda” deyimini çok sık kullanma, senin zamanın da bu gündür. Kıymetini bil...

*Çocukların ve torunlarınla birlikte yaşamaktan kaçın, sadece onları görmeye git veya davet edildiğinde onlarla beraber ol.

*Gerektiğinde bir yardımcı kadın bulundur evinde. Gündelik Yaşamını mümkün olduğunca ve imkanların nisbetinde kolaylaştır.

*Seyahat etmek, yürümek, resim yapmak, dostlarınla oyun oynamak veya bir şeylerin koleksiyonunu yapmak gibi hoşuna giden bir“hobin” mutlaka olsun, olanakların dahilinde ki şeyleri yap.

*Yeni veya faydalı bir şey öğrenmeye gayret et ve zoruna gitse bile ileri teknolojinin gerisinde kalmamaya çalış.

*Sosyal ve kültürel etkinliklere katıl. Müzeleri gez, sinemaya git... Önemli olan, biraz evden uzaklaşmaktır. Eğer arzu ettiğin bir yere davet edilmezsen, sakın gücenme, Unutma ki, gençliğinde, sen de birilerini hayal kırıklığına uğratmış olabilirsin, anne ve babanı fazlaca davet etmemiş olabilirsin.

*Az konuş, çok dinle, yaşamın ve geçmişin, sadece seni ilgilendirir. Bir şey ile ilgili fikrini soran olursa, kısa konuş ve sadece, iyi ve hoşa giden şeylerden bahsetmeye çalış. Yavaş bir tonla ve kısa konuş, eleştirme. Herşey gelip geçicidir, olduğu gibi kabul et. Bir dönemin doğruları bazen başka bir dönemin yanlışları olarak kabul edilebilir.

*Acılar ve üzüntülerle hep karşılaşılır, onlarla ilgili problemleri fazlaca dile getirme. Azaltmaya gayret et. Sonuçta, sadece sizi etkilerler bu yaşta sorunlarınız sadece sizin ve doktorunuzun problemleridir.

*Her fırsatta gül, yaşadığın ve sağlıklı olduğun için mutlu ol,unutma sen şanslısın, hayatının geleceğinin belirsiz olması gibi, ölümünde başka bir meçhul evre olacaktır.

*Eğer biri size, artık hiçbir işe yaramıyorsunuz derse, duymamazlıktan gel ve bunu dert etme. Sende kendi dünyanda sana göre önemli bir şeyler yapmışındır. Mühim olan bunu senin hissetmendir.

*Unutma hayat hikayen iyi veya kötü olsun, bir daha tekrar etmeyecektir .

*İnternette okuduğum bu yazı tam da benim duygularımı anlatıyor.

Ömrüm vefa ederse altmışlı yaşlarımı böyle yaşamaktır dileğim. Hatta ellili yaşlarımı bile ...
Blognot. : Fotoğraftaki çiçeklerimi ben yetiştirdim . Bu aralar toprakla uğraşmayı seviyorum. 🌱🌳🌱🌳

Ruhuma iyi geliyor.

Bu da bir başka yazımın konusu olsun .



8 Mart 2018 Perşembe

GECE YARISI İKİ EL SİLAH SESİ



Bizim ev şehrin en işlek caddelerinden biri üzerinde .
Gündüz çok hareketli ama gece sanki cadde kılık değiştiriyor.
İnsan denen canlı türünün bütün kiri, pisliği sokaklara dökülüyor.

Dün gece de öyleydi. 

Gece yarısı bir kadın çığlığı uykumuzu böldü . Ardından iki el silah sesi ...

Kimbilir hangi kadının canı yandı dün gece ve biz ne ara bu kadar kötü olduk ?

İnsanın insana saygı duyduğu bir toplum olamadık ne yazık ki.

Dün gece o kadın çığlığı çok etkiledi beni. Oysa bugün daha farklı bir yazı yazmayı planlıyordum.

Kimdi ?
Ne derdi vardı ?
Acaba çocuğu var mıydı ?

Bu sabah  televizyonlarda ve sosyal medyada kadınlar günü hakkında konuşuluyor, paylaşımlar yapılıyor.

Oysa işimiz çok zor, kadının adı halen yok.

Ne güzel demiş büyük usta :
" Kadın insandır biz
insanoğlu ... "

Farkına varabileceğimiz günlerimiz olsun...