4 Nisan 2020 Cumartesi

ÖĞRENDİKLERİM

Sevgiyle günaydın

COVID 19'un BİZE ÖĞRETTİKLERİ: 🔖

1. Birleşik Devletler artık dünyanın lideri değil .

2. Çin füze filan göndermeden 3. Dünya Savaşını kazandı.

3. Vladímir Putin bir vizyoner.

4. Önlemek için çalışmak, son anda davranmaktan daha fazla hayat kurtarır.

5. Sağlık çalışanlarının artık futbolculardan daha değerli olduğu anlaşıldı.

6. Avrupalılar göründükleri kadar eğitimli, disiplinli değil.

7. Daha fazla hastane "ve daha az savaş" istediğimizde yanılmıyoruz.

8. Çocukların doğada daha ayrıcalıklı bir yer işgal ettiği anlaşıldı.

9. Tüketim azalıp bitti mi, petrol değersizdir.

10. Ölüm, ırkı, rengi veya toplumsal tabakaları ayırt etmez.

11. İnsanlar fiyatları yükseltirken, sosyoekonomik konumlarına bakılmaksızın fırsatçı ve aşağılıktırlar.

12. Tuvalet kağıdı yiyeceklerden daha önemlidir.

13. Sosyal ağlar bizi yaklaştırıyor, ama aynı zamanda panik yaratmanın da en iyi yolu.

14. Şimdi hayvanların hayvanat bahçelerinde nasıl hissettiklerini biliyoruz.

15. Bugünün çocukları artık internet veya TV olmadan nasıl oynayacaklarını bilmiyorlar.

16. Milyarlarca para kazanan ve insanlığa hizmet etmeyenler ortaya çıktı.

17. Sağlık çalışanları yalnız bırakılsa da, terkedilse de, unutulsa da yine asla vazgeçmezler.

18. Yardımların zenginleri mi fakirleri mi desteklediğini hep beraber gördük.

19. Hiçbir papaz / imam / rahip / haham bizi Covid-19’dan kurtaramıyor.

20. Dünyamız insanlar olmazsa daha hızlı bir şekilde yenileniyor.

21. Politikacılar halkı, halkları pahasına bile olsa rakiplerine üstün olmak için kullanırlar.

22. Gezeğenimizdeki gerçek virüsler insanlardır.

Covid-19
Robert SURSOCK ✍

Hiç Makamı
💕💕

9 Şubat 2020 Pazar

AŞKIM



Aşkım diyorlar...

Flört ettiklerine aşkım, eşlerine aşkım,
Kediye aşkım, köpeğe aşkım,
Oğluna aşkım, kızına aşkım...

Bilmiyorlar ki aşk geçici bir duygudur...

AŞIK MAŞUĞUNA KAVUŞUNCA AŞK BİTER!!!

Çabuk biten, yitip giden,
Geçici aldatıcı bir histir aşk dedikleri...

  “Evlilikleri ayakta tutan aşk değildir”...

Aşkla evliliğini devam ettirmeye çalışanlar,
Asla başarılı olamazlar...
Evlilikleri diri tutan muhabbet'tir...

Muhabbet ise içinde sevgiyi, saygıyı,
anlayışı ve sabrı barındırır...

Muhabbet bazen susmaktır,
bazen göğüs germektir...

Muhabbet menfaatsiz sevmektir...
Kelimelerimizi, kavramlarımızı harcadılar...

Yerine silik kelâmlar bıraktılar...
Aşk dediler...
Flört dediler...

Değerlerimizi değersizleştirdiler...
Bu yüzden kediye de,

Yâr'e de aşkım diyecek kadar hissizleşti hislerimiz...
Şimdilerde genç nesil
ilk günkü geçici duygunun devamını öğrenemedikleri için

Renkli ekranların arkasında ki

Yalan hayatları gerçek sandıkları için,
Gerçek hayata uyum sağlayamıyorlar...
Bu yüzden anlayamıyorlar

50 yıl süren evlilikleri...

Buruşsa da, şişmanlasa da
Nasıl aynı muhabbetle sevilir yâr
Anlayamıyorlar.!!!__💙💙
_____________Alıntıdır

28 Ocak 2020 Salı

17 YAŞA MEKTUP 😢

Geçirdiği helikopter kazası sonucu hayatını kaybeden Kobe Byrant'ın daha önce 17 yaşındaki haline yazdığı ibret alınması gereken mektup...

“Sevgili 17 yaşındaki ben,

Yarın Lakers hayalin gerçek olduğunda, aile ve arkadaşlarına bir şekilde yatırım yapmanın yolunu bulman gerekecek. Bu kulağa çok basit geliyor ve hatta düşünmeden yapılması gereken bir şey olarak düşünüyor da olabilirsin, ama azıcık daha zaman ayırıp biraz daha düşün.

YATIRIM YAP dedim.

VER demedim.

Açıklayayım.

Kardeşlerine ve arkadaşlarına maddi şeyler vermek doğru karar gibi gözükebilir. Onları seviyorsun ve çocukken her zaman yanındaydılar, o yüzden başarın sayesinde eline ne geçiyorsa onlarla paylaşman en doğru şey gibi geliyor. Onlara ev, araba alıyorsun, tüm faturalarını ödüyorsun. Güzel ve rahat bir hayat yaşamalarını istiyorsun, değil mi?

Ama gün gelecek ve her ne kadar doğru şeyi yaptığını düşünsen de, aslında onları geride tutuyordun.

Onlara ilgilenme sebebinin aslında SENİ daha iyi hissettirdiğini, onları dünyayı umursamaz bir şekilde gülerken görmenin SENİ daha mutlu ettiğini anlayacağın zamanlar gelecek – ve bunun sebebi, senin aşırı derecede bencil olman. Kendini memnun ettiğini hissederken, yavaş yavaş onların hayal ve azimlerini tüketiyordun. Hayatlarına maddi şeyler ekleyip duruyordun ama en değerli hediyelerden mahrum bırakıyordun: bağımsızlık ve gelişim.

Ailenin lideri olmak üzere olduğunu anlaman gerekiyor, ve bu kardeşlerin ve arkadaşların o zaman anlamasa da zor kararlar vermeyi de beraberinde getiriyor.

Kobe Bryant Soma faciasının acısını paylaşmıştı!
Helikopter kazasında hayatını kaybeden ABD`li ünlü efsane basketbolcu Kobe Bryant`ın 2014 yılında Soma`da yaşanan maden faciasından sonra yaptığı sosyal medya paylaşımı ölümünün ardından Türkiye`de en çok paylaşılan twitlerden biri oldu.
İlgili Haberi Oku
Geleceklerine yatırım yap, sadece verme.

Başarını, varlığını ve etkini, onları kendi hayalleri ve amaçlarını en iyi şekilde bulabilecekleri pozisyona sokmak için kullan. Onları okullara, iş görüşmelerine sok ve kendi yollarında lider olmalarına yardımcı ol. Onları, seni bu noktaya getiren ve ileri taşıyacak sıkı çalışma ve özveri seviyesine getir.

Sana şu anda bunları yazıyorum ki en kısa zamanda bu sürece başlayabilesin ve o kolaylığa alıştırdığın ve sütten keseceğin kişilere karşı mücadele vermeyesin. Bu alışkanlık ileride sen de dahil herkesten sadece öfke, kızgınlık ve kıskançlık olarak çıkar.

Zaman ilerledikçe, onların bağımsız olarak büyüdüğünü ve kendi hayatlarında, kendi tutkuları olduğunu göreceksin, ve bu da onlarla olan ilişkinin daha iyi olmasıyla sonuçlanacak.

Sana daha yazacağım çok şey olur, ama 17 yaşında sahip olduğun dikkat süresi 2,000 kelimeye yetmez.

Bir dahaki sefer sana yazdığımda, kan ve işin karıştığı mücadelelere de değinebilirim. Sana verebileceğim en önemli tavsiye ise ebeveynlerinin EBEVEYN olarak kalması ve menajerliğe soyunmamaları.

O ilk kontratı imzalamadan önce, ailen için doğru olan, onları güzel bir şekilde yaşatırken senin de işini yükseltebileceğin ve insanları uzun vadeli başarılara sürükleyebileceğin bütçeyi düşün. Bu şekilde, çocuklarının çocukları, ve onların çocukları da zamanı geldiğinde kendi geleceklerine yatırım yapabilir.

Hayatın değişmek üzere ve her şey önüne çok hızlı gelecek. Ama bunu bir başka 9 saatlik antrenman gününden sonra uzanıp anlamak için kendine zaman ver.

Güven bana, işleri başından ayarlamak bugün hala biraz kalan bir sürü gözyaşı ve kalp ağrısını engelleyecek.

Sevgilerimle, KOBE 😥

KOBE  BRYANT
ve 13 yaşındaki kızı GİANNA  MARİA öldü.

21 Ocak 2020 Salı

AYAKKABI



O bayram bana ayakkabı almaya karar verdiler.


Hazır ayakkabı satan mağaza yoktu şehirde.

Tek ayakkabı yapan dükkanında ayakkabıcı çıplak ayağımı bir kartonun üzerine koydu, iyice basmamı söyledikten sonra ağzındaki kurşun kalemi eline alıp ayağımın çevresini çizdi.

O ayağımın çizildiği karton benim ayakkabı numaramdı.

Günlerce yeni ayakkabılarımın hayalini kurdum.

Babamın anlattığına göre ayakkabılarım siyah ve bağcıklı olacaktı. Kapının her çalınışında koştum.

Ayakkabılarım bayramdan bir gün önce geldi, siyah-bağcıklı.

O gün onları giymedim.

Bayram gecesi yatağımın altına yerleştirdim yeni ayakkabılarımı. Arada bir kalkıp kutusundan çıkartıyor, yere koyuyor, yukarıdan, yandan, önden bakıp duruyordum.

Parlak ve yuvarlak burnunu gecenin karanlığında kim bilir kaç kez okşadım.

Uyku girmedi gözüme.

Sabahleyin ev ahalisi kalktığında, ayakkabı kutusu kucağımda sandalyede oturuyordum ben.

Ayakkabımı babam giydirdi.

Ayağıma olmamıştı ayakkabılarım, dardı ve canımı yakmıştı.

Ama bunu babama söylemedim.

O "Sıkıyor mu?" diye sordukça "Hayır" yanıtını veriyordum.

"Dar, ayağımı acıtıyor" desem, geri gidecekti ayakkabılarım ve ayakkabıcının hemen bir yeni ayakkabı yapması olanaksızdı.

O bayram sabahı canım yana yana yürüdüm.

Bir süre sonra acı dayanılmaz oldu.

Dişimi sıktım. Topalladım. Soranlara "Dizimi vurdum" dedim, ama ayakkabılarımın ayağımı sıktığını kimseye söylemedim.

Doğrusunu isterseniz yaşam da dar ayakkabıyla yürümektir ...

Kimi zaman dar bir maaş, kimi zaman sevimsiz bir iş...

Kimi zaman bir mekan dar ayakkabı olur bize,

kimi zaman bir çevre,

Kimi zaman bir sokak, ya da bir şehir...

Kimi zaman dostluklar, arkadaşlıklar, beraberlikler bir dar ayakkabıya dönüşür.

Kimi zaman zamandır dar ayakkabı, geçmek bilmez.

Kimi zaman zenginlik, kimi zaman başınızı koyduğunuz yastık...

Canınız yanar. Topallaya topallaya gidersiniz.

Sonradan öğrendim; yaşamın, dar ayakkabıyla yürüyebilme sanatı olduğunu...

Nazım Hikmet Ran

19 Ocak 2020 Pazar

ÇÜNKÜ KEDİ AŞKTIR🐈

KEDİ AŞKTIR❤️😻

Kedi boyun eğmez, anarşisttir.

Kedi özgürdür, yalnızdır.
Kedi suç işler, arkasına bakmadan çeker gider.

Kedi sevmezse sevmez, ukaladır.
Kedinin herkesle işi olmaz, tek tabancadır.

Kedi candır, dokuz candır.

Kedi edepsizdir ama kedi edebidir!
Boşuna değildir Nazım’ın, Özdemir Asaf’ın, Orhan Veli’nin ve nicelerinin kedi üzerine şiirler yazması. Kedinin edebiyata bu kadar yakışmasının altında sadece endamı ya da yerine göre kuyruk sallaması yatmaz; kendine has tavrı, fazla önemli canı yatar…

Bencildir kedi, o bencilliğinden özgündür, özgürdür, çekip gider bir gün…

Benim hayatımda ocakta fokurdayan çaydanlıktır kedi. Sıcaktır, dokundun mu yakar. Önce Mamu’dur, Yoğurt’tur sonra

Ortaçgil’in Büyük Kedileri, Haydar Ergülen’in Üzgün Kediler Gazeli’dir…
Sonra da adını bilmediğim tüm kediler sıralanır dizlerime, dizelerime. Ama bu aslında bir şiir değildir.

Kediler sürprizlidir. Ne yapacakları belli olmaz.

Seversin tırmalar, sevmezsin gelir yanına oturur, senden arsızca sevgi dilenir ama o an incecik kızarmış bir ekmek dilimidir.

Kedileri seven hem çok hem de azdır.

Kediye nankör diyenlerin edebiyatla işi olmaz.

Kediyi sevenlerin kitaplığından kitap eksik olmaz...❤❤

🐈🐈🐈🐈🐈


18 Aralık 2019 Çarşamba

KAZANILAN DEĞERLER

EVLADINIZA NE ARABA BIRAKIN NE EV?


Toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önüne geldik. Ankara’da Bakanlıklar. Diyelim ki, taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya, taksici üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabilmek için bir ayak dışarıda, inmemek için debelenirsiniz. Tam o sahne olacak. Şoför, para üstü var mı diye aranmaya başladı.

- Üstü kalsın kardeşim” dedim.
Döndü bana doğru:
- Vaktin var mı ağabey ?” dedi.
- Evet” dedim (tek ayağım hala dışarıda)
Dörtlülere bastı, trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe var. Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 krş uzattı. Belli ki para bozdurmuş.
- Birader” dedim,”9.75 değil,10.50 yazsa ister miydin 50 kuruş benden?”
- “Ne alacağım ağabey 50 kuruşu!”
- Peki, niye gittin 25 kuruş için o kadar uğraştın. Üstü kalsın demiştim.”
Döndü bana, attı kolunu arkaya:
- “Vaktin var mı ağabey?”
- “Var.”
- Çek kapıyı o zaman.”

5 dakika konuştuk. İngiltere’de Profesöründen, bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dakikada öğrettiklerini, İngiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler:
- “Ağabey biz Keçiören’de 5 kardeşiz. Babam rençberdi, günlük yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden, yüzünden anlardık.”
“Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik. Yemek bitince babam bize” Durun kalkmayın” derdi. Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı.”
“Aha” dedim, “Bizim meslekten”, seminerci.
- “Ne anlatırdı baban ?”
- “Hayatta nasıl başarılı olunur ?”
” O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor.”

- Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantolonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp “Dürüst olun, evinize haram lokma sokmayın” diye anlatırken, biz de gülerdik. Annem kızardı,”Babanızla alay etmeyin. O, hem dürüst hem de çalışkandır” derdi. Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı, kumar falan oynatırdı. Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı, hep o ikisinin eskilerini kullandık. O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık, çünkü bize bahşiş verirdi. Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye, para falan hak getire. Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü. Yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartman, işleyen birahane, dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktı biliyor musunuz?”
- “Ne bıraktı?”
- “Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : “Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın.” Falan filan…
“Ağabey, aradan 15 yıl geçti…”
“Diğer babanın 2 oğlu şu anda cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı.”
“Biz 5 kardeş, beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var. Hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu, hepimizin birer dairesi var.”

“Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki :
- “Asıl mirası bizim baba bırakmış.”
“Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri, taksimetrenin yazmadığı 10 kuruşu evimize sokmadık. Her şeyimiz var Allah’a şükür.”
Çok duygulandım, veda ettim. Tam ineceğim:
- “Dur ağabey, asıl bomba şimdi!”
- Nedir bomban ?”
- Nerede oturuyoruz biliyor musun ? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz.”

Evladınıza ne araba bırakınız, ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakınız.

Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar.

****

.Blog Not : Bazen öyle güzel yazılarla karşılaşyorum ki duygularıma tercüman ...
Hayatta para, mal mülk vs den çok daha değerli olan kazanılan değerler olmalı...
Doğruluk, dürüstlük, sevgi bağları, kardeslik duyguları
gibi.
Para kazanılır, mülk edinilir ama insanın güzel değerlere sahip olması gerektiği sonradan öğrenilmiyor maalesef ...!!

14 Kasım 2019 Perşembe

MUZ



’Baba bana muz alır mısın?’’ dedi.

Adam sessizce ‘’Söz kızım para kalırsa bu hafta alacağım sana’’ deyip ilerledi, ama tam arkasındaki beni farketmedi.

Pazarcı abiye dedim ki "Bu adam ile çocuğuna iyi bak. Şimdi 2 kilo muz tart. Birazdan senin tezgahın önünden geçerse ve durup muz almazsa abi diye seslen. Sonra ona " Hani geçen hafta bozuk yok diye para üstü verememiştim ya. İstersen muz vereyim, helâlleşelim" diyeceksin. O baba çocuğun yanında rencide olmasın.

 Ama canı muz çekmiş, aklında kalmasın.

 Eğer böyle yaparsan hem sevaba girersin, hem de bereketlenirsin.

Söz fazla fazla vereceğim, 10 kilo da ben alıp götüreceğim. Şimdi ben arka taraftan sizi seyredeceğim...

 Abi kızını diğer tarafa almış, geçiyor. Kızı muz tezgahını görmesin istiyor.

 Pazarcı abi tam da dediğimi yaptı. O küçük kız o poşeti babasına bırakmadı, kendisi taşıdı. Aslında babası anlamıştı. Pazarcı bir hayır yapmak için bu oyunu tasarlamıştır diye sanmıştı. Başı önde yürüdü gitti.

Son bir defa dönüp sessizce gözleri ile teşekkür etti. Pazarcı abiye uzattım parayı almadı.

 Gözyaşlarını saklamak için arkasına bakmaktaydı. Birini mutlu etmek bu kadar kolaydı. Ama bütün mesele aynı zamanda da babayı utandırmamaktı.

 Çok şükür bu da kısmet oldu. İçimiz huzur ile doldu.

 Aslında 7,5 TL idi kilosu. Ama işte olmayınca olmuyordu.

 En çok beni etkileyen  de bir tane yemek isteyen kızına ‘’Evde ye kızım, belki alamayan vardır; olur mu? ‘’ diyen baba oldu…

( Alıntı )

Blognot : Bilinen bir hikayedir, gerçek midir kurgu mudur bilemem.
Bildiğim iyi insanların var  olduğudur ve dünyanın yükü  iyi insanların omuzlarındadır . !!!